günler geçer anlamadan
birbiri ardına.
kum tanesi gibi değil,
derin bir yaranın üzerine bastırılan
çaresiz bir elin titreyen parmaklarının arasından
oluk oluk akan kan gibi zaman
kaç ay olmuş deşeli kalbimi
birbiri ardına
ustaca hedefe saplanmış sözler
bilinmez...
artık kum saatleri yerine
kan saatleriyle sayıyorum zamanı
kim bilir kaç zamandır içimde
senden kalan
durmadan büyüyen bu açgözlü boşluk
her yeni aldanmayla
genişlemekte
yutarak geride kalanları
ve kaç sözcük çıkmış ağzımdan değersiz,
bir lanet gibi döküldükten sonra dudaklarımdan
en sevdiğim üç hece...
31 Aralık 2010 Cuma
21 Ağustos 2010 Cumartesi
araf
pencereden bir hırsız gibi süzüldü rüzgar
yanında vücudumu ürperten serinliği
ve çocukluk kadar eski bir yaz hatırasıyla
karanlıkta çimen kokuları eşliğinde
tüm dünyanın bulanıklaşıp
yalnız yüzünün belirgin olduğu
rüya zamanlar
birbirini hiç bırakmayacakmış gibi kenetli
ellerimizden kayıp giden
aşk
çocukluk
ve hayaller
ve en nihayetinde
sen ve ben
ey aşk
bundandır nicedir
bir şey tutamamam avuçlarımda
ardında bıraktığın bulanıklıktandır
çarpıp durmam duvarlara
ve yaralarım kan
aklım ruhum sen içinde
şimdi ben yine
gitmekle kalmanın
inanmakla vazgeçmenin
gözlerinle karanlığın arafında
elini tutsam olmuyor
bıraksam yanıyor ellerim
yanında vücudumu ürperten serinliği
ve çocukluk kadar eski bir yaz hatırasıyla
karanlıkta çimen kokuları eşliğinde
tüm dünyanın bulanıklaşıp
yalnız yüzünün belirgin olduğu
rüya zamanlar
birbirini hiç bırakmayacakmış gibi kenetli
ellerimizden kayıp giden
aşk
çocukluk
ve hayaller
ve en nihayetinde
sen ve ben
ey aşk
bundandır nicedir
bir şey tutamamam avuçlarımda
ardında bıraktığın bulanıklıktandır
çarpıp durmam duvarlara
ve yaralarım kan
aklım ruhum sen içinde
şimdi ben yine
gitmekle kalmanın
inanmakla vazgeçmenin
gözlerinle karanlığın arafında
elini tutsam olmuyor
bıraksam yanıyor ellerim
2 Haziran 2010 Çarşamba
yaş günü
gelip çattığında o davetsiz
ve istenmeyen gün
her sene
korku sarardı
büyümeye direnen küçük kızın ruhunu
ne olurdu
yılda bir gün de eksik olsa?
yine bir seferinde
o melun gün geldiğinde
kasvetli bir yalnızlığın içinde
yanağından avucuna düşünce
küçük bir göz yaşı damlası
ıslak gözleriyle gülümseyerek
değiştiriverdi anlamını yaş gününün
artık hiç büyümek yoktu
acımak bazen...
ve istenmeyen gün
her sene
korku sarardı
büyümeye direnen küçük kızın ruhunu
ne olurdu
yılda bir gün de eksik olsa?
yine bir seferinde
o melun gün geldiğinde
kasvetli bir yalnızlığın içinde
yanağından avucuna düşünce
küçük bir göz yaşı damlası
ıslak gözleriyle gülümseyerek
değiştiriverdi anlamını yaş gününün
artık hiç büyümek yoktu
acımak bazen...
18 Nisan 2010 Pazar
Boş
bomboş geçen bir günün ardından
bakıyor boşluğa
ruhu gibi içi boşaltılmış evinin
bembeyaz, boş duvarlarına
çelik ve betondan da olsa
kaç kez dayanır bir ev tekrar tekrar boşaltılmaya
her gidenin derin izleri duvarlarında
ya da bir ruh hep yeniden başlamaya
bomboş, renksiz ve hissiz bir hüsransa
her seferinde elde kalacak olan
ve kalbine nakşedilmiş acılar
şimdi saklandığı yerde
yazdığı, işittiği ve söylemekten ölesiye korktuğu
tüm kelimelerin arkasında
içinden çıkanların ve içini deşip gidenlerin
bıraktığı boşluk avuçlarında
duruyor gözleri kapalı
yalnız ruhunu parçalayan
ağlayan bir keman hatırlatıyor yaşadığını
boşuna...
bakıyor boşluğa
ruhu gibi içi boşaltılmış evinin
bembeyaz, boş duvarlarına
çelik ve betondan da olsa
kaç kez dayanır bir ev tekrar tekrar boşaltılmaya
her gidenin derin izleri duvarlarında
ya da bir ruh hep yeniden başlamaya
bomboş, renksiz ve hissiz bir hüsransa
her seferinde elde kalacak olan
ve kalbine nakşedilmiş acılar
şimdi saklandığı yerde
yazdığı, işittiği ve söylemekten ölesiye korktuğu
tüm kelimelerin arkasında
içinden çıkanların ve içini deşip gidenlerin
bıraktığı boşluk avuçlarında
duruyor gözleri kapalı
yalnız ruhunu parçalayan
ağlayan bir keman hatırlatıyor yaşadığını
boşuna...
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)