28 Mayıs 2009 Perşembe

yağmur'dan

Şimdi bu küçücük ve çok eski kentte, hayata tutunmamı sağlayan tek şeyin senin gözlerinin kalbimden silinmek bilmeyen izleri olduğundan habersizsin. İnsan bu kadar çok sevilirken ve severken, aşk elle tutulabilecek ve kokusu bizi sarhoş edecek kadar yoğunken nasıl olur da kaçabilir dedin bana hep. Anlatamazdım, bu benzersiz şeyin, hayatımda karşıma ancak bir kez çıkabileceğinden emin olduğum, düşüncesi bile beni alev alev yakan, bunca yıllık umutsuzluğumu adının uyandırdığı kalp çarpıntılarıyla değiştiren şeyin, yok olmamasının, bu dünyadaki her ama her şey gibi çürümemesinin tek yolunun bu olduğunu. Söylesene zamana dayanabilen bir şey var mı dünyada? 

Senin tüm mutsuzlukları, tüm umutsuzlukları, tüm soru işaretlerini, tüm korkuları -hatta çocukluğumdan kalanları bile- silen, büyük bir sabırla ve adanmışlıkla vücudumun her yerini dolaşan öpücüklerinden, dünyanın geri kalanını silercesine o sandalyende oturup beni göğsüne yatırıp hiç konuşmadan sadece kollarının arasında tutup kalbinin -benim adımı tekrarladığını söylediğin- ritmini dinleterek benimle bir olduğun anlardan, saçlarımı okşarken, ellerini özenle başımda ve yüzümde gezdirirken bana yumuşacık fısıldadığın -ve her zaman en güzel biçimde sıralanmış- sözcüklerinden vazgeçebilmek kolay mıydı zannediyorsun. Ve o gözlerinden, bazen bir sonbahar yağmuru gibi sarı ve hüzünlü bazen ilkbahar gibi yeşil ve canlı, bazen yaramaz, nereye akacağını bilmez bir nehir gibi içime -içine- akan, bazen sadece aksimi görebileceğim kadar durgun gözlerinden, ve sadece bakışlarıyla -hatta ilk andan beri- benim için yeryüzünde aşkın olduğunun en büyük kanıtı olan gözlerinden...

Şimdi ne desem anlamsız sana, biliyorum. Ama son söyleyebileceğim, her ne kadar kalbimi sürekli dağlayan sensizliğe katlanmam gerekse de, bana yaşattıklarını sadece rüyalarımda yaşayabilsem de, aşkın gerçekten olduğunu ve bir yerlerde beni delicesine seven birisinin -senin- olduğunu bilmeyi tercih ediyorum, aşkın gözlerimin önünde parçalanması yerine, aklımdaki ve zihnimdeki -benle bir olan, nefesim kadar içimde olan- seninle yaşamayı tercih ediyorum, yanında olup da bir gün her şeyin -hayatımın anlamının- solması,gözümde -söylemeye bile dilim varmıyor ama- 'herkes gibi' olabilme ihtimalin yerine. 

Her zaman tek bir bakışımla beni anlayan sevgilim, ruhum umarım beni anlayabilirsin.

Daima senin,

Yağmur

Hiç yorum yok: