23 Şubat 2009 Pazartesi

gölge

sen hoyratça harcarken günlerini
durup bakmazken bir bir devrilen ayların ardından
ve farkında bile olmazken geçen yılların
tek tek tuttum hepsinin kaydını

işte şurası bir ileri bir geri yürüdüğün sokak
bana rastlamak için
tam 1423 gün önce,
burada değiştirdin yolunu beni görünce
telaşlı bir bahar sabahı
ve bu köşede bekledin bambaşka birini saatlerce
daha 2 ay önce
ta ki fark edinceye kadar
geçmeyecek izini ellerimin, ellerinde

mevsimden mevsime taşırken izlerimi
unuttuğumu sandın verdiğim sözü
hem zaten gülmüştün, inanmamıştın vaktinde
ama işte
dediğim gibi
ne bakışlarım uzak durabilir yollarından
ne de aklım fikrinden
ve sen bilmesen de her zaman ben varım
gölgenin düştüğü yerde

korkardım önceleri görülmekten
sinerdim,
sokakların en kuytularına
en derinine karanlığın
bir gün takılıncaya dek ayağım
ardında bıraktığın hayallerine

inan parçalandım ben de hayallerin kadar
bilirsin ki
yalnız hayallerindi yaşatan beni
o yüzdendi giderken
sana hayalleri bırakıp, kırıklıklarını alışım
o yüzdendi kalbim bir atımlık mesafesindeyken kalbinin
uzak kalışım

dağılınca parçalarım ardındaki boşluğa
ansızın "yok" oldum
ve artık gölgen ben oldum
nicedir ayaklarım ayaklarına değmekte
peşindeyim yüzüne ışık vuran her yerde

ama o gün sonları yok mu
uzandığında yatağına, gece lambasının altına
yüzünde özlemle dolu yarım bir gülümseme
yanak yanağa, diz dize
kavuşuyoruz her gece...

Hiç yorum yok: